Domates Strese Girerse Ne Olur? – Bir Bahçenin İçindeki Hikaye
Bugün sabah, Kayseri’nin o serin ama güneşli sabahında, bahçemdeki domateslere bakarken içimde garip bir şey hissettim. Biraz daha yaklaştım ve bir domatesin üzerinde birkaç küçük çürük, siyah noktalar görüp dayanamadım. Elimi uzattım, ama o an kalbimde bir burukluk hissettim. Strese girmişti, fark ettim. Evet, belki de garip gelebilir ama bazen gerçekten hissedebiliyorum. Bir domatesin strese girmesi, ona bakarken yaşadığım o duyguyu açıklıyordu işte: Huzursuzluk, kaygı, hayal kırıklığı ve bir şekilde, o domatesin yaşadığı durumla tam anlamıyla özdeşleşmiş gibi hissettim.
Bahçedeki İlk Gün
Daha önce hiç bu kadar yakınlaşmamıştım domateslerle. Kayseri’nin yaz sıcaklarında, bahçemdeki her bitkiyle ayrı bir ilişkim vardı ama bu kadar içten olanı hiç olmamıştı. İlk defa domates yetiştirmeye başladım. İlk tohumları ektim, her gün suladım, büyümeleri için dua ettim. Bir yandan da hayal kuruyordum: Mis gibi kokan, kırmızı, tam olgunlaşmış domatesler… Hani o sabah kahvaltısında, peynirle, zeytinle, biraz da zeytinyağı ile özenle doğradığım domates dilimleri. Aklımda ne kadar güzeldi.
Ama bir sabah, dışarı çıkıp da domateslerin yanına gittiğimde, karşımda ne buldum? Sadece bir kaçını değil, neredeyse tüm domateslerim biraz solgun, biraz da neşesizdi. Hepsinin üzerinde kara lekeler vardı. Evet, bir türlü büyüyemeyen, stresli, çözüm arayan domatesler… O anda içimde bir şey koptu. O hayal kırıklığını, o umutların silindiği anı, şu anda bile hatırlıyorum. İşte o an, sanki domateslerin strese girmesiyle birlikte, kendi içimde de bir şeylerin ters gittiğini fark ettim. Hep beklentilerim vardı, sürekli olarak bir şeyler olmasını istiyordum ama bir noktada her şeyin beni hüsrana uğrattığını hissettim.
Strese Giren Domatesin Derdi
Domateslerin strese girmesi, aslında çok da basit bir şey değilmiş. Bitkiler de stresle baş edemezler. Bazen çok fazla su, bazen çok az su, bazen de sıcaklık değişiklikleri… Hangi birini düzelteceğimi bilemedim. Düşünsene, o küçük domateslerin çürümeye başladığını gördüğümde, kendimi de bir o kadar boşlukta hissettim. Yine de, tam o anda, bahçede çalışan bir komşumla karşılaştım. O bana bakıp gülümsedi: “Sadece biraz sabırlı olman gerek,” dedi. Bu sözler bir yanda rahatlatmıştı beni ama diğer taraftan her şeyin kontrolüm dışında olduğunu da hatırlattı. Bahçemdeki her şey gibi, aslında hayatımda da bir sürü şeyin kontrolüm dışında olduğu düşüncesi beni biraz daha sarstı.
O domatesleri alıp, onların bakımını yapmaya başladım. Bir süre sonra fark ettim ki, bu sadece domateslerin değil, aslında benim de stresimi çözme sürecim olmuştu. O çürüyen yerleri temizledim, fazlalık dalları kestim, her birine yeniden su verdim. Ama bazen ne kadar uğraşırsam uğraşayım, bazı şeyler düzelmiyordu. Hangi domatesi daha fazla seveceğimi, hangi birini bırakmam gerektiğini bilemiyordum. Ama düşündükçe, domateslerin bana çok benzer olduğunu fark ettim: Onlar da bazen bir şeylere odaklanıp, kaygıya kapıldıklarında büyümeyi unutuyorlar. Tıpkı benim gibi.
Sonra Ne Oldu?
Bir hafta sonra, bahçemde bir mucize oldu. O domateslerim, biraz olsun toparlandılar. Evet, bazıları yine de çürüdü ve tam istediğim gibi olgunlaşmadılar, ama bir kısmı renk değiştirerek büyümeye başladı. O anı, hayatımda her şeyin tek bir noktaya bağlı olmadığını düşündüm. Her şeyin bir zamanlaması vardı. Sabırlı olmalıydım. Belki de kaygılarımı, yanlış beklentilerimi bırakıp, bir süre durmalıydım.
O domatesler biraz stressizdi, belki de biraz daha az beklentiyle büyümek, gerçek anlamda olgunlaşmak onlar için daha sağlıklıydı. Ben de onlardan öğrendim. Bazen hayatta strese girip her şeyin mükemmel olmasını istemek, sadece bizi ve domatesleri yorar. Bazı şeyler zaman alır, bazen de her şey istediğimiz gibi gitmez. Ama bazen de bir gülüş ya da bir umut, kaybolan ne varsa geri getirebilir.
Domatesle Vedalaşırken
Sonunda, bahçemde olgunlaşmış birkaç domatesimi topladım ve içim huzurla doldu. Onları yerken, hayal kırıklıklarımın, strese giren domateslerin içinde bir parça daha kaybolduğunu fark ettim. Hayat işte böyle, bazen domates gibi stresli ve kırılgan olabiliyor. Ama bazen de her şeyin üstesinden geliyorsun, nasıl olduğunu tam olarak anlayamasan da. Çünkü belki de hayat, domateslerin yaşadığı gibi; bazen ne olursa olsun, büyüyebilmek, yeniden umut edebilmek.