Ekvatordan Kutuplara Gidildikçe Tan Süresi Artar Mı?
Bugün sabah, Kayseri’nin o soğuk, gri havasında uyanırken aklıma gelen soru, bir türlü içimden atamadığım bir düşünce oldu. Gözlerimi araladım, biraz da kafamı toplamak için yatağımda döndüm. Ekvatordan kutuplara gidildikçe tan süresi artar mı? Birçok kez duymuştum bu soruyu, ama bu sabah, tam olarak nasıl başladığını hatırlamadığım bir düşünce beni sarhoş etti. Birden bire her şeyin, zamanın, ışığın, dünyanın farklı bir şekilde akıp gittiğini hayal ettim. Ekvatordan kutuplara gitmek… Ne garip bir düşünce! Hem de Kayseri’nin bu soğuk ve kasvetli sabahında. Neden bilmiyorum ama o anda dünya o kadar büyük, o kadar karmaşık ve o kadar güzel hissettirdi ki.
Sabahın İlk Işıkları
İstanbul’a birkaç günlüğüne gitmeyi planlıyorum, akşam tren biletimi aldım. Akşam yola çıkmadan önce birkaç saatliğine Kayseri’deki evimde geçirdiğim zamanı, kafamı boşaltarak geçirmek istedim. O sabah, pencereyi açıp dışarıda kar yağışının sesini dinlerken bir yandan da düşündüm. “Ekvatordan kutuplara gidildikçe tan süresi artar mı?” diye sormak aslında basit bir soru değildi. Bu soru, bir yerlerde, bir zaman diliminde; belki de hayatımda karşımda gördüğüm birinin gözlerinde, bir kutup yıldızının parıltısında gizliydi. Ya da sadece günlük tutma alışkanlığımın bana sunduğu anlardan biri…
Geçenlerde bir arkadaşım, gülerek, “Bence tan süresi her zaman, bulunduğun yere bağlıdır.” demişti. Bunun derinliklerine inmiş miydim? O an sanki her şey birbirine bağlandı. O sıcak güneşin altında bir saat bile geçmek, bir kış sabahının saatlerine denk gelirken, bu farkı, ekvatorun ışıltılı yaz gününden kutbun ışıksız beyaz gecesine doğru nasıl hissedebilirdim?
Güneşin Yavaşça Doğuşu
Evet, düşündüm. Ekvatordan kutuplara gidildikçe gerçekten tan süresi artar mı? Bu soruya tam bir cevap bulamadan, yolculuğuma devam ediyorum. Belki de her şey bir yolculuk değil miydi? Gidilen yerin, insanın ruh halini etkileyen bir yolculuk. Sanki güneş, ekvatorun etrafında hızla dönüp, kutuplarda biraz daha uzun bir süre uyanık kalmaya karar vermiş gibi.
Birden gözlerim, bir dostumun bana söylediklerini hatırladı: “Güney Kutbu’na giderken bile, eğer doğru zamanda oradaysan, 24 saat boyunca gündüz yaşayabiliyorsun.” O kadar büyüleyiciydi ki! Günün, zamanın, ışığın kıtalararası yolculuklarındaki farkını düşünmek… Ekvatorda, güneş sürekli seni ısıtarak, vakit geçirmene izin verirken; kutuplarda, bazen bir yaz günü dahi, gökyüzü hiçbir zaman kararmadan seni terk etmez. Ne garip değil mi? Bu düşünceyi hem hayal ettim, hem içimde tuhaf bir şekilde hissettim.
Bir sabah, bir kutup çadırında uyanırken 24 saat boyunca gün ışığının az ya da çok olmasına tanıklık etmek, ne kadar farklı bir duygu olabilirdi ki? Tıpkı bir günün saatlerinin durduğu, bazen çay içip yudumlayarak saatleri geçirdiğin zamanlar gibi…
Tanın Uzunluğu ve İçsel Değişim
Evet, birkaç adım attım, pencereyi açtım, dışarıda çiseleyen karı izledim. Sanki her şey bir anda bana, dünya çapında, hem fiziksel hem ruhsal bir yolculuk yapma fırsatı sunuyordu. Tan süresiyle ilgili düşüncelerim, kişisel bir anlam kazandı.
Her şey, zamanın her bir parçasının farklı bir şekilde işlediği, bir süreklilik, bir değişim, bir akış gibiydi. Ekvatordan kutuplara gidildikçe tan süresi artar mı? Belki de zamanla ilgili düşüncelerim, her yaşadığım anın değerini daha iyi anlamama yardımcı oluyordu. Çünkü bazen saatler geçmek bilmiyordu. Bir yerlerde bir şeyler bekliyordum. Ama bazen de bir başka dünyada, 24 saat boyunca ışıklar o kadar parlak oluyordu ki, hiçbir şeyin anlamı yoktu.
Belki de zaman sadece bizim bakış açımıza göre şekilleniyordu. İstanbul’a gideceğim tren saatini düşünürken, trende kendimi nasıl hissedeceğimi merak ettim. Zaman gerçekten de burada farklı işliyor. Kayseri’nin karla kaplı sokakları, içimde derin bir huzur yaratıyor. Fakat başka bir yerde, belki de başka bir gün, güneşin batışı saat 11’i gösterdiğinde, bir kutup macerasına çıkmışken, o huzur bir başka dünyada daha anlamlı olabilir.
Umut ve Hayal Kırıklığı Arasında
Zaman meselesi, kişisel bir yolculuğa dönüştü. Kendimi, belki de zamanın bir parçası olarak düşündüm. Bir şehirde geçirdiğim zamanın bile, bu yolculuk boyunca bir yerlerde başka bir kişinin içinde oluşan bir değişimle bağlantılı olduğunu hissettim. Yavaşça, kaybolan anlarımı düşündüm. O kadar uzaktaydım ki… Ekvatordan kutuplara kadar uzanan bir zaman dilimi içinde kaybolduğum anları.
Birçok gün, uzun ve sabırsız geçen saatler vardı. Hatta bazen, bir anın içinde kaybolmuş gibi hissediyorum. “Ekvatordan kutuplara gidildikçe tan süresi artar mı?” sorusunun yanıtını bulamamıştım, ama hissettiğim her şey bana bir başka pencere açtı. O pencereyi, bazen güneşli bir günün içinde bir saat boyunca sevdiklerimi düşünerek açtım. Bazen, Kayseri’nin o soğuk sabahlarında, içimde ısınan duygularla… Kendi yolculuğumda zamanın uzaması ya da kısalması, belki de bir adım daha atmamı sağlıyordu.
Sonuç: Zaman, Her Yerde
Zamanla ilgili sorularımı düşündükçe, bir şeyin farkına vardım: Ekvatordan kutuplara giderken, tan süresi uzar mı? Evet, fiziksel anlamda güneşin konumu ve dünya üzerindeki farklı zaman dilimlerinin etkisiyle değişir. Ancak bu sorunun ruhsal bir boyutu da vardı: Zaman, kişisel bir deneyimdi ve her birimizin içinde farklı bir anlam taşır. O yüzden zaman ne kadar uzun olursa olsun, önemli olan onun içinde nasıl bir yolculuk yaptığınızdı.